
Bazen öyle bir eşikte bulursun ki kendini, ne geri dönebilecek yol kalmıştır ne de ileriye adım atabilecek gücün. Kalakalırsın. Sanki koca dünya sadece senin etrafında dönüyor da herkes senin kararını bekliyor gibi hissedersin. Elin titrer, kalbin hızlı atar. “Ya olmazsa?” diye sorarsın kendine defalarca. Ama bir şeyi unutuyorsun. Ya olursa? Deneye deneye gelmedin mi şuan ki haline? Pes etmeden, cesurca…
Hayat, adımların toplamı. Kimse en doğrusunu bilerek yürümüyor bu yolda. Kimsenin elinde garantisi olan bir harita yok. Hepimiz biraz deneme-yanılmayla, biraz cesaretle, biraz da kalbimizi dinleyerek buluyoruz yönümüzü. Ve işin en güzel yanı da burada zaten… Ne kadar bilinmez varsa o kadar ihtimal var, ne kadar ihtimal varsa o kadar umut. Her kaybettiğinde bir daha nasıl kaybetmeyeceğini öğretir hayat.. Bunun anlamını en iyi sen bilirsin.
Korkarsan ilerleyemezsin. Beklersin. Oysa hayat seni beklemiyor. Zaman geçiyor, fırsatlar gidiyor, sen yerinde sayıyorsun. Düşmekten mi korkuyorsun? Düş zaten! Gerekirse yaralan, canın yansın. Seni defalarca yalamadı mı yaşadığın hayat! Defalarca kırmadı mı tutunacak dallarını, yıkmadı mı kurduğun hayalleri! Ama kalkarken nasıl güçlendiğini gör. Düşmeden kalkmanın kıymeti anlaşılmıyor, bunu da kaç kez yaşadın, tecrübelisin.
Önce bir ayrılık, sonra yeni bir çevre, yeni bir iş, daha önce denenmemiş yol ve yeni bir sen… Ne olursa olsun, içinde kıpırdayan o “başlasam mı?” hissi boşuna değildi. İçinde cesaretin filizlendiği her an, seni değiştirmek için bir fırsat. Kendini küçük görme. Küçücük bir adım bile seni başka bir hayata götürebilir. Ve unutma, en büyük pişmanlıklar genelde cesaret edemediklerin, akıllıca düşünemediklerin olur. Bazen de almadığın riskler. Kaybedecek neyin var kendinden başka. Zaten bir şey yapmazsan sen de gideceksin senden. Kaç defa olsa da dene, pes etme. Bu defa duygularını karıştırmadan, ama aklınla olduğu kadar da kalbinle.
Hayatta yanlış yapmak var, hata yapmak var, yanılmak var. Kazanırsın, bir anda kaybedersin. Yeterince yaşamadın mı bunları? Ama hiçbir adım boşuna değildir. Her adımda biraz daha olgunlaşırsın. Her adımda biraz daha tanırsın kendini. Bir gün dönüp baktığında, “İyi ki denemişim” dediğin şeyler, seni sen yapar. Kaybettiğin zamanlar bile aslında kazandığın tecrübelerdir. Her kayıp bir sonraki adımında nasıl kaybetmeyeceğini öğreti sana.
O yüzden şimdi ne geçiyorsa içinden, hangi adımı atmak istiyorsan, erteleme. Beklemek hayatı kaçırmaktır. Cesaret, mükemmel zaman gelince ortaya çıkan bir şey değil. Cesaret, korktuğun halde yürümeye devam etmektir. Risk almaktır. Sen kafanın içinde her gün en kötü senaryonun provasını defalarca yapan ve çıkış bulansın. Kuralları yıkan, kendinden başkasını dinlemeyen, başkalarının değil kendi çizdiği yolda yürümeyi tercih edenlerden. Her zorluğu aşacak her savaşı kazanacak güçtesin.
Şuan senin için attığın hiçbir adımdan geri çekilmeme zamanı. Çünkü o adımlar seni, olduğun yerden alıp olmak istediğin yere götürecek. Belki biraz yoracak, belki canını yakacak, başladığın yere defalarca döneceksin… Ama sonunda seni kendine yaklaştıracak. Ve bu dünyada senin en çok ihtiyacın olan şey, kendine yaklaşmak olduğunu daha iyi anlayacaksın.
Sen yeter ki yürümeye devam et, sessizce. Ne kadar hızlı ne kadar yavaş olduğunun bir önemi yok. Başarı gölgen gibi peşinden gelecek.















hayretle kendimi buldum yazının içinde